<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Sitesi, Kadınlar Kulubu, Sağlık, Moda, Güzellik, Makyaj,Siteleri &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://kadin-sitesi.com/category/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kadin-sitesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Apr 2012 14:13:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Çillerimden nasıl kurtulurum?</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/cillerimden-nasil-kurtulurum.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/cillerimden-nasil-kurtulurum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 00:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Makyaj - Kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadin-sitesi.com/?p=5910</guid>
		<description><![CDATA[Çillerimden nasıl kurtulurum? Çil tedavisi konusunda bir yazı paylaşmak istiyorum sizlere. Çiller yüzümüzde zamanla beliren ve bazı unsurlara bağlı olarak değişim halinde olan renkli noktacıklardır. Çillerinizle mutlu değilseniz ve onlardan kurtulmak istiyorsanız birkaç damla fondöten işe yarayacaktır. Ayrıca Tedavi isterseniz Lazer tedavisiylede çillerinizden kurtulabiliyosunuz&#8230; Ben şimdi fondötenle kurtulma konusundan bahsedeyim.. ilk başta önemli olan cildinize uygun doğru ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çillerimden nasıl kurtulurum? Çil tedavisi konusunda bir yazı paylaşmak istiyorum sizlere.</p>
<p>Çiller yüzümüzde zamanla beliren ve bazı unsurlara bağlı olarak değişim halinde olan renkli noktacıklardır. Çillerinizle mutlu değilseniz ve onlardan kurtulmak istiyorsanız birkaç damla fondöten işe yarayacaktır. Ayrıca Tedavi isterseniz Lazer tedavisiylede çillerinizden kurtulabiliyosunuz&#8230;<span id="more-5910"></span></p>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p> Ben şimdi fondötenle kurtulma konusundan bahsedeyim.. ilk başta önemli olan cildinize uygun doğru fondöteni bulmanız gerekiyor.. Fondöten seçerken renk ve dokusuna dikkat etmelisiniz. En doğal ürünü seçtikten sonra uygulama aşamasına geçebilirsiniz.</p>
<p>Çillerin çoğalmasına neden olan en büyük etmenlerden biri güneş altında kalmaktır. Çillerinizin belirginleşmesini önlemek için özellikle güneş koruyucu kremler kullanmanız gerekmektedir&#8230;<strong></strong></p>
<p>Fondöteni uygulamadan önce cildinizi iyice temizlemeniz gerekiyor.. Herhangi bir makyaj kalıntısı yüzünüzde bulunmamalıdır. Cildinizi temizledikten sonra makyaj altına uygulanabilecek bir nemlendirici kullanın. Bu sayede cildinizin kurumasını engellemiş olursunuz.</p>
<p>Fondöteni nokta nokta yüzünüze sürdükten sonra sentetik bir sünger yardımıyla dağıtın. Yüzünüzün her kısmına eşit şekilde dağılmasına özen gösterin. Çillerinizin olduğu bölgeye daha fazla, diğer yerlere daha az fondöten sürerseniz dengesizlik olacaktır. Fondötenden sonra yine de görünürde bir iz varsa kapatıcı ile ufak rötuşlar yapabilirsiniz. En son olarak pürüzsüz bir görünüm için toz pudra uygulayın. Bu sayede istemediğiniz her nokta, ben veya yara izini rahatlıkla kapatabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-5911" title="çilli kız" src="http://kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2012/04/çilli-kız.jpg" alt="çilli kız" width="395" height="580" />Çilli kız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/cillerimden-nasil-kurtulurum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilce Ve Lekere Çözüm</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/sivilce-ve-lekere-cozum.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/sivilce-ve-lekere-cozum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 13:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadin-sitesi.com/?p=5871</guid>
		<description><![CDATA[Sivilce Ve Lekere Çözüm , Pervin Bulgak’ın evinizde rahatlıkla yapabileceğiniz havuç maskeleriyle sivilce ve leke sorunundan kurtulabilir, içeriğindeki bol A vitamini ile cildinize temizlik ve pembelik katabilirsiniz&#8230;. Bitki bilimi ve kozmetoloji uzmanı Pervin Bulgak, vücudumuzda cildimizi pürüzsüzleştirici A vitaminine dönüşen betakaroten deposu olma özelliği yanında, cilde verilen UV hasarını azaltmaya yarayan diğer karotenoidlerle dolu havucun o ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sivilce Ve Lekere Çözüm , Pervin Bulgak’ın evinizde rahatlıkla yapabileceğiniz havuç maskeleriyle sivilce ve leke sorunundan kurtulabilir, içeriğindeki bol A vitamini ile cildinize temizlik ve pembelik katabilirsiniz&#8230;.</p>
<p><strong>Bitki bilimi ve kozmetoloji uzmanı Pervin Bulgak</strong>, vücudumuzda cildimizi pürüzsüzleştirici A vitaminine dönüşen betakaroten deposu olma özelliği yanında, cilde verilen UV hasarını azaltmaya yarayan diğer karotenoidlerle dolu havucun o eşsiz özelliklerinden faydalanmayı öneriyor. <span id="more-5871"></span></p>
<div> 
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
</div>
<div></div>
<div><strong>Sivilceler için havuç maskesi </strong></div>
<div><strong>Malzemelerimiz:</strong></div>
<div>• 1 yemek kaşığı bal</div>
<div>• 2 yemek kaşığı havuç suyu ( rendelenmiş havuçtan elde edebilirsiniz)</div>
<div>• 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ve  3 damla limon…</div>
<div></div>
<div><strong>Hazırlanışı: </strong>Malzemeleri iyice karıştırıyoruz.</div>
<div>Maskemizi cildimize sürdükten 20 dakika sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.</div>
<div>Etkileri: Havuç maskesi cildinizin asit-baz oranını dengeler, Aynı zamanda hasarlı ciltler <span><strong>için</strong></span> onarıcı etkiye sahiptir. Havuç maskesini haftada 2-3 kere uygulayabilirsiniz.</div>
<div></div>
<div><strong>Olgun Cilt Toniği</strong></div>
<div>¼ çay bardağı Havuç suyu</div>
<div>¼ çay bardağı Salatalık suyu… Karıştırın ve pamuk yardımıyla yüzünüze ve boynunuza uygulayın. Bu karışımı her akşam cildinize uygulayabilirsiniz.</div>
<div></div>
<div><strong>Havuçlu Leke Maskesi</strong></div>
<div></div>
<div><strong>Malzemeler</strong></div>
<div> • 2 adet havuç</div>
<div>• 1/2 limon</div>
<div>Havuçlar rendelenir ve tülbent ya da süzgeç yardımı ile suyu süzülür. Limonun da suyu çıkartılır. Havuç ve limon suyu karıştırılır. Elde edilen bu sıvı yüze sürülür ve 30 dakika bekletildikten sonra ılık su ile temizlenir. Bu sıvı arzu edilirse günde 3-4 defa pamukla lekelerin üzerine tatbik edilir.</div>
<div> NOT: Havuçlar rendelenmeden dış  yüzeyi soyulmalıdır.</div>
<div></div>
<div><strong>Havuç ye,  genç ve dinç kal…</strong></div>
<div>Havuç, vücudunuzda cildi pürüzsüzleştirici A vitaminine dönüşen betakaroten deposudur.</div>
<div>Havuç aynı zamanda cilde verilen UV hasarını azaltmaya yarayan diğer karotenoidlerle de doludur.</div>
<div>Bir havuç sizin günlük A vitamini ihtiyacınızın iki katını karşılar. Aynı zamanda hem lif bakımından zengindir hem de yağsızdır.</div>
<div></div>
<div>Havuç, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verir ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağlar.</div>
<div></div>
<div>Kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havuç çok faydalıdır. Her gün yenen bir havucun daakciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriliyor.</div>
<div></div>
<div>Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.</div>
<div></div>
<div>Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirir ve kendi kendini tamir imkanı verir, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı atar.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/sivilce-ve-lekere-cozum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gribe Ne iyi Gelir</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/gribe-ne-iyi-gelir.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/gribe-ne-iyi-gelir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 14:38:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5853</guid>
		<description><![CDATA[Kısacası gribe iyi Gelecek bir ilaç Neredeyse Yok Gibi. Kendimden Örnek veriyim. Gribe Yakalanırsam Öyle Yada böyle 5 Güne Geçmiyor Uzmanlarında Dediği Gibi ilaç içilirse 5 Güne ilaç içilmezse 7 Güne iyileşiyorsun. ama bu Yazımı Okuyupda Nasıl olsa Böyle Diyip ilaç içmemezlik yapmayın yine Kendimden örnek Veriyim. Gribe Yakalandım ve ilaç Kullanmadım Göğsümdeki o hırıltı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısacası gribe iyi Gelecek bir ilaç Neredeyse Yok Gibi. Kendimden Örnek veriyim. Gribe Yakalanırsam Öyle Yada böyle 5 Güne Geçmiyor Uzmanlarında Dediği Gibi ilaç içilirse 5 Güne ilaç içilmezse 7 Güne iyileşiyorsun. ama bu Yazımı Okuyupda Nasıl olsa Böyle Diyip ilaç içmemezlik yapmayın yine Kendimden örnek Veriyim. Gribe Yakalandım ve ilaç Kullanmadım Göğsümdeki o hırıltı bir kaç ay devam etti ve üzerimden Hastalığı Atamadım. Kısacası ilaç kullanmak Yinede Şart. <span id="more-5853"></span></p>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p> Gripde Asıl Önemli Olan Gribe Yakalanmamanın Yolunu Bulmak. Gribi önleyen Yiyecekler Yemek ve kendinizi Tanımak Eğer Bİyerinizin Üşüdüğünü Hissetiyseniz Hemen Giyinin Nekadar Kalın Olursa Olsun Gribe Bir Şekilde Kendinizi Tanıyarakda Önlem alabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Prof. Dr. Orhan Özturan, gribe şifa olacak herhangi bir ilacın olmadığını soğuk algınlığı veya gribe yakalanmamak için yapılması gerekenleri anlattı&#8230;</p>
<p>Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe şifa olacak bir ilaç olmadığını belirterek, bu hastalıklardan korunmak için sık el yıkama alışkanlığı sağlanması, koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler yenilmesi gerektiğini ve her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yenilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Özturan,  yaptığı açıklamada, kış aylarında, pencerelerin kapalı tutulduğunu ve havalandırmanın kısıtlı yapıldığı kapalı<br />
mekanlarda insanlar birbirlerine daha yakın zaman geçirdiği için soğuk algınlığı ve gribin daha sık görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Soğuk algınlığı veya gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını vurgulayan Özturan, &#8220;Bazı ilaçlar ve tavsiyeler sizin kendinizi daha iyi<br />
hissetmenizi sağlamak amacıyla uygulanır. Bu nedenle korunma yöntemleri daha fazla önem kazanır&#8221; dedi.</p>
<p>Özturan’ın verdiği bilgiye göre, soğuk algınlığı ve gribe yakalanılmasını azaltacak ve hastaları rahatlatacak 18 tavsiye şöyle:</p>
<p>&#8220;-Sık el yıkama alışkanlığı edinin. Ellerine hapşıran hastaların dokunduğu eşyalarda virüsler saatlerce ve hatta günlerce canlı kalabilir. Bu eşyalara dokunan sağlıklı bireylere virüsler bulaşabilir. Elinizi yıkama imkanınız yoksa el temizleyici spreyler kullanın.</p>
<p>Yüz vücuda giriş olduğu için gözler, burun veya ağızla oynama veya dokunma alışkanlığından kaçının. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri, sıklıkla yüzle olan temasla bulaşabilir. Hapşırma sonrası ellerinizi yıkamadan önce gözlerinize veya ağzınıza dokunmayın. Bu kurala uyarak, aynı virüsle hastanın tekrar hastalanmasına engel olabilirsiniz.</p>
<p>Burun akıntısını yutmayın, sümkürerek çıkarmaktan kaçınmayın. Bu sizin vücudunuzdan enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların atılma yoludur. İki burun deliğini birden tıkayarak sümkürmek, kulağa basınç artışına ve mikropların kulağa kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle her bir burun deliğini ayrı ayrı tıkayarak diğerinden sümkürme yapın. Hapşırma ve sümkürme esnasında kağıt mendil kullanın ve bu mendili bir çöp kutusuna atın. Kağıt mendil bulamadığınız takdirde sol elinizin dirseğine doğru hapşırın.</p>
<p>Bol vitamin alın. Vitaminleri ilaç olarak almak yerine koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketerek sağlayın. C vitamini<br />
bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalanmanıza engel olacak veya hastalandığınızda virüslere karşı bağışıklık sisteminize güçlü bir destek sağlayacaktır. Sebze ve meyve yeme imkanınız olmadığı takdirde vitamin hapları tavsiye edilebilir. Çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi mineraller de faydalıdır.</p>
<p>Sıcak tavuk suyu çorba, hem sıvı hem de protein alımı için gayet faydalıdır. Çorbanın sıcaklığı burun ve boğaz şikayetlerini azaltır.</p>
<p>Her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yemenin soğuk algınlığını yüzde 25 oranında azalttığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Yoğurdun içindeki faydalı bakterilerin vücudun soğuk algınlığı ve griple girdiği savaşta bağışıklık sistemiyle ilgili maddelerin üretimini uyararak, yararlı olduğu düşünülmektedir.</p>
<ul style="display: inline !important;">
<li style="display: inline !important;"><strong><br />
</strong></li>
</ul>
<ul style="display: inline !important;">
<li style="display: inline !important;"><strong>Sigara içilmemesi önerisi</strong></li>
</ul>
<p>Burun ve akciğerlerimizi döşeyen örtünün üzerinde ince yapışkan bir sıvı tabakası vardır. Bu tabakayı hareket ettirerek temizliği sağlayan ve saniyede 10 defa hareket eden süpürge gibi tüyler bulunur. Sigara dumanı bu yapışkan sıvıda kurumaya, tüylerde felç meydana getirerek virüslerin temizlenmesine ve solunum yollarından uzaklaştırılmasına engel olur. Bir tek sigaranın içilmesiyle solunum yolu tüylerinde 30-40 dakika kadar felç meydana gelmektedir. Bilimsel çalışmalar sigara kullananların daha ağır ve daha sık soğuk algınlığına ve gribe yakalandıklarını göstermektedir. Sigara dumanı ile aynı mekanda bulunmak dahi tek başına bağışıklık sistemine zarar verebilmektedir.</p>
<p>Alkol kullanımı bağışıklık sistemini çeşitli yollarla baskılar. Ağır alkol bağımlılarında enfeksiyonlar ve komplikasyonları daha sık meydana gelmektedir. Alkol, vücutta su kaybına da neden olarak zarar vermektedir.</p>
<p>Grip mevsiminde kalabalık ortamlardan ve hastalanmış kişilerle yakın ilişkiden kaçının. Tokalaşma, sarılma ve öpüşme yerine Japonlar gibi başınız ile selamlaşın. Eğer onlarla tokalaşmak gibi bir temas zorunluluğu söz konusu olduğunda ilk fırsatta ellerinizi yıkayın.</p>
<p>Hastalandığınızda vücudunuzun enerjisinin önemli bir kısmı bağışıklık sisteminin artan ihtiyacına verileceği için enerji sağlayan sağlıklı gıdalar alınız. Bal, enerji veren, öksürüğü rahatlatan ve mikropları öldürücü tesirleri olan bir gıdadır. Ağızdan alınan içeceklere bal eklenebilir. Ancak bal 1 yaşından küçük çocuklara verilmemelidir.</p>
<p><strong>İstirahatin yararı</strong></p>
<p>Stres ve aşırı yorgunluk bağışıklık sistemini zayıflatan bir faktördür. Stresinizi azaltacak meditasyon, gevşeme egzersizleri ve istirahat yararlıdır. Akşamları erken yatarak bağışıklık sisteminizin hastalıkla mücadelesinde gerekli enerjiyi sağlamalısınız.</p>
<p>Ateşiniz olmadığı sürece egzersizlerinizi ihmal etmeyin. Egzersiz vücut ısısını arttırarak vücudunuzu işgal etmiş olan mikropların tahrip edilmesine yardım eder. Egzersiz sırasında terleme ve bol sıvı alımı ile vücut sıvıları tazelenir, toksinler atılır. Düzenli egzersiz, vücudunuzda soğuk algınlığı ve grip virüsleri ile mücadele eden hücreleri arttırır.</p>
<p><strong>En az 8 bardak su</strong></p>
<p>Vücudunuzun günde 8 su bardağı suya ihtiyacı vardır. Hastalandığınızda en az bu kadar, tercihen daha fazla su içmelisiniz. Ilık su, zencefil, bal, limon, tarçın, adaçayı, ıhlamur, ekinezya çayı gibi içecekler yararlıdır. Süt ve sütlü içecekler vücut salgılarında koyulaşmaya neden olacağı için soğuk algınlığı veya grip durumunda içilmemelidir.</p>
<p>Havanın durumuna göre terlemeyecek ve üşümeyecek şekilde giyiminizi ayarlayın. Serin ortamlarda başlık, bere, boğazlı kazak, yünlü çorap giyilebilir. Ilık ortamlarda fazla giysiler çıkarılmalıdır. Soğuğa maruz kalma ve/veya ıslanma bağışıklık sisteminde zayıflamaya neden olur. Eğer soğuğa maruz kaldıysanız veya yağmurla ıslandıysanız en kısa zamanda vücudunuzu ısıtmalı ve kurulanmalısınız.<br />
Buhar banyosu, sıcak bir hamam veya sauna ortamı çok yararlı olabilir.</p>
<p>İlave bir yastık kullanmanız burun tıkanıklığınızı azaltarak, daha rahat bir uyku sağlayacaktır.</p>
<p>Soğuk algınlığı ve grip hastalıkları virüsler tarafından meydana geldiği için antibiyotikler etkili değildir, kullanılmamalıdır. Antigripal ilaçlar alınabilir. Ancak 5-7 gün sonra durumunuz düzelmediği takdirde bakteriyel enfeksiyonlar gelişebildiği için antibiyotikler kullanılabilir.</p>
<p>Grip aşısı her yıl kendini değişikliğe uğratan grip virüsüne karşı yeniden üretilen bir aşıdır. Eylül-Ekim ayları yapılması için en uygun bir<br />
zamandır. Kronik hastalığı, bağışıklık sistemi zayıf olanlara ve yaşlılara mutlaka yapılmalıdır.</p>
<p>Soğuk algınlığı veya gripli durumda uçak yolculuğu sırasında özellikle inişte östaki tüpünün kulak basıncını dengeleyememesi nedeniyle ciddi kulak rahatsızlıkları meydana gelebilir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/gribe-ne-iyi-gelir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çinliler Yumurtayıda Taklit etti</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/cinliler-yumurtayida-taklit-etti.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/cinliler-yumurtayida-taklit-etti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 02:43:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5845</guid>
		<description><![CDATA[Çinliler taklitte Sahtecilikte Sınır tanımıyor. Sonunda Yumurtayıda Taklit ettiler. Çin in Şadong kendtinde bir mekana baskın yapan görevliler burada, sağlığa zararlı olan yapay yumurta üretildiğini tespit etti.  Çinli yetkililer, yumurtaların yapımında endüstriyel kimyasallar ve katkı maddelerinin kullanıldığını açıkladı.  Kimyasal yumurtalar, gerçeğinin 5&#8242;te 1&#8242;ine mal oluyor. Uzmanlar, yapay yumurtaların kabuğunun kalsiyum karbonattan, içininse sodyum aljinat, şap, jelatin ve yenebilir kalsiyum ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-5846" title="taklit yumurta" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/taklit-yumurta.jpg" alt="taklit yumurta" width="272" height="204" />Çinliler taklitte Sahtecilikte Sınır tanımıyor. Sonunda Yumurtayıda Taklit ettiler. Çin in Şadong kendtinde bir mekana baskın yapan görevliler burada, sağlığa zararlı olan yapay yumurta üretildiğini tespit etti.  Çinli yetkililer, yumurtaların yapımında endüstriyel kimyasallar ve katkı maddelerinin kullanıldığını açıkladı. <span id="more-5845"></span>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p>Kimyasal yumurtalar, gerçeğinin 5&#8242;te 1&#8242;ine mal oluyor. Uzmanlar, yapay yumurtaların kabuğunun kalsiyum karbonattan, içininse sodyum aljinat, şap, jelatin ve yenebilir kalsiyum klorür ile renklendiricilerden yapıldığını belirtti. Yapay yumurta karaciğer, beyin ve sinir sisteminderahatsızlıklara sebep oluyor.</p>
<p>Yapay yumurtaların kabuğunun normalden daha parlak ve sert olduğu, sallayınca içinden ses geldiği uyarısı da yapıldı.<br />
<strong><br />
YAPAY YUMURTAYI BÖYLE YAPIYORLAR</strong></p>
<p>Yumurtanın yapay olanıyla gerçeğini ayırdetmenin 5 yolu şöyle:</p>
<p><strong>1)</strong> Yumurtanın şekli normal değilse<br />
<strong>2)</strong> Yumurta yüzeyi pürüzlü ise<br />
<strong>3)</strong> Kırıldığı zaman yumurta sarısını beyaza bağlayan beyaz zar yoksa<br />
<strong>4)</strong> Kırıldığı zaman yumurta sarısı hızla beyaza karışıyorsa<br />
<strong>5)</strong> Yumurta sarısı koyu renkte ise&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/cinliler-yumurtayida-taklit-etti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bulaşık ve çamaşır makineleriniz sizi zehirleyebilir!</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/bulasik-ve-camasir-makineleriniz-sizi-zehirleyebilir.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/bulasik-ve-camasir-makineleriniz-sizi-zehirleyebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 16:33:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5737</guid>
		<description><![CDATA[Bulaşık ve çamaşır makineleriniz sizi zehirleyebilir! Elektrikli ev eşyalarının sağlığa zararlı küf mantarları için çok uygun ortamlar olduğu uyarısında bulunuldu. &#8220;Fungal Biology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, sıcak ve nemli ortamları nedeniyle bulaşık ve çamaşır makinelerinin, su ısıtıcılarının, kullanıcılarını zehirleyebileceğini gösterdi. Bazı küf mantarlarının 60-80 derece gibi yüksek sıcaklıklara, deterjan gibi kimyasal ürünlere direnç gösterebildiğini belirten bilim adamları, her kıtadan, farklı 101 kentteki bulaşık ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/342.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-5771" title="342" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/342.jpeg" alt="" width="355" height="341" /></a>Bulaşık ve çamaşır makineleriniz sizi zehirleyebilir!</p>
<p id="divAdnetKeyword2"><strong>Elektrikli ev eşyalarının sağlığa zararlı küf mantarları için çok uygun ortamlar olduğu uyarısında bulunuldu.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Fungal Biology&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, sıcak ve nemli ortamları nedeniyle bulaşık ve çamaşır makinelerinin, su ısıtıcılarının, kullanıcılarını zehirleyebileceğini gösterdi.</strong></p>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p><strong>Bazı küf mantarlarının 60-80 derece gibi yüksek sıcaklıklara, deterjan gibi kimyasal ürünlere direnç gösterebildiğini belirten bilim adamları, her kıtadan, farklı 101 kentteki bulaşık makinelerinden alınan örnekleri inceledi.</strong></p>
<p><strong>Bu makinelerin yüzde 62’sinin kapağının mantar küflerini, bunlardan yüzde 56’sının da hastalığa yol açabilen &#8220;exophiala dermatitidis&#8221; ve &#8220;exophiala phaeomuriformis&#8221; türü, ısıya, kimyasal maddelere ve asitlere dirençli mantarları barındırdığı görüldü.</strong></p>
<p><strong>Bilim adamları, söz konusu mantarların bu ortamlarda barınmasının, bu organizmaların evrim geçirmeye başladığı anlamına geldiğini ve ilerde sağlığı tehdit edebileceğini vurguladı.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/bulasik-ve-camasir-makineleriniz-sizi-zehirleyebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Sonrası Sivilcelere Dikkat</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/ergenlik-sonrasi-sivilcelere-dikkat.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/ergenlik-sonrasi-sivilcelere-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 00:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[acne]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5729</guid>
		<description><![CDATA[Geç gelen sivilcelere dikkat! Ergenlik döneminin doğal bir sorunu olarak görülen sivilceler, aslında ergenlik sonrasında da aniden ortaya çıkabiliyor ve hayli baş ağrıtabiliyor! Geç ortaya çıkan akneler’in özellikle kadınların korkulu rüyası olduğuna dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uyarıyor: Sivilce, uzun süreli ve sabır isteyen bir tedavi süreci gerektirir. İlaçlar aknelerin şiddetine ve ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 id="divAdnetKeyword"><img class="aligncenter size-full wp-image-5730" title="sivilce" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/05/sivilce23.jpeg" alt="sivilce" width="355" height="341" /></h1>
<h1>Geç gelen sivilcelere dikkat!</h1>
<h2 id="divAdnetKeyword2">Ergenlik döneminin doğal bir sorunu olarak görülen sivilceler, aslında ergenlik sonrasında da aniden ortaya çıkabiliyor ve hayli baş ağrıtabiliyor!</h2>
<p><strong>Geç ortaya çıkan akneler’in özellikle kadınların korkulu rüyası olduğuna dikkat çeken Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uyarıyor:</strong><br />
<strong>Sivilce, uzun süreli ve sabır isteyen bir tedavi süreci gerektirir. İlaçlar aknelerin şiddetine ve nedenine göre düzenlenir. Aknelerden kalan izlerden kurtulmak için  ise cilt soyma işlemi yani peeling’le kurtulunabilir. Peeling işlemi sonrasında akne izleri azalırken, aynı zamanda cildiniz solgun görünümden kurtulur, daha parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır</strong></p>
<p><strong>Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; ergenlik sonrası başlayan akneler, neden geliştikleri ve nasıl tedavi edildikleri konusunda bilgiler verdi:</strong></p>
<p><strong>Akne yani halk arasındaki söylenişiyle sivilce; ergenlik çağının doğal bir sorunu gibi düşünülse de aslında ergenlik sonrasında da ortaya çıkabilir ve hayli baş ağrıtabilir! Nitekim son yıllarda cilt hastalıkları hekimlerine ergenlik sonrası başlayan akne nedeniyle başvuran hasta sayısı giderek artmaktadır. Ergenlik akneleri, bazen ileri yaşlara kadar devam ederken, 20’li yaşların ortasında ani başlayan akne şikayetleriyle de karşılaşılabiliyor. Dermatologlar bu tip akneleri ‘geç başlangıçlı akne’ olarak kabul etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Geç başlayan akneler, kadın hastalarda daha sık görülür. Çoğunlukla derin yerleşimli ve ağrılı nodüller şeklinde kendilerini belli ederler. Genellikle ağız çevresi, yanaklar, çene altı ve boyunda yerleşir. Geç başlayan aknelerin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hormonal bozukluklar, yanlış kullanılan kozmetikler, stres, gıdalar ve bazı ilaçlar, aknelerin ortaya çıkmasına neden olabilecek sebeplerdir.</strong></p>
<p><strong>Su Bazlı Kozmetikler Kullanın</strong></p>
<p><strong>Ani başlangıçlı akne, bazen hormonal bir bozukluğun bulgusu olabilir. Özellikle geç ortaya çıkan akneleri olan kadın hastalarda, yumurtalık, böbrek üstü bezi ve tiroit bezi hastalıkları buna sebebiyet verebilir. Bazen kullanılan bazı ilaçlar (steroidler, sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar), cildin yağ dengesini bozarak geç başlayan akne gelişmesine neden olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kozmetikler de geç başlangıçlı aknelerin oluşmasına neden olabilecek bir diğer sebeptir. Özellikle yağlı kozmetikürünler, gözenekleri tıkayarak, akne gelişmesine neden olmaktadır. Yağlı saç kozmetikleri; saçlarda ve alın hattında akne gelişmesine sebebiyet verebilir. Akneli cilde sahip olan kişilerin yağsız, su bazlı, non-komedojenik ibaresi bulunan kozmetik ürünleri tercih etmeleri gerekir. Makyaj mümkün olduğunca az yapılmalı, gece yatmadan önce çıkarılmalıdır.</strong></p>
<p><strong>Sivilce İzlerini Peeling’le Silin</strong></p>
<p><strong>Aknelerin sıkılması, o bölgelerde leke ve iz kalmasına neden olabilir. Lekelerin ve izlerin düzelmesi, aknelere göre çok daha zordur. Akne izleri iki çeşittir. Hipertrofik skar dediğimiz akne izleri; deride kaşıntılı, kırmızı ve deri yüzeyinden kabarık lezyonlar şeklinde görülür. Deriden çökük, çukur şeklindeki akne izleri ise atrofik skar olarak isimlendirilir.</strong></p>
<p><strong>Cilt soyma işlemi (peeling); akne izlerinin silinmesinde uygulanan etkili bir yöntemdir. İzin derinliğine göre yüzeysel ya da derin peeling işlemi yapılır. Meyve asitleriyle yapılan peeling yüzeysel akne izlerinde tercih edilir. Daha derin izlerde orta peeling işlemi faydalıdır. Yara iyileşme süresi yüzeysel peeling yöntemine göre daha uzundur.  Kişinin peeling sonrası güneşten kaçınması gerekir. Üçer haftalık ara periyotlarda meyve asitli peeling işlemi tekrarlanır. Daha derin izlerde uygulanan orta peeling işlemi altı ayda bir tekrarlanabilir. Peeling işlemi sonrası akne izlerinde azalmanın yanında ciltte parlak bir görünüm kazanılmış ve aknelerden kalan lekelerde de hafifleme sağlanmış olur.</strong></p>
<p><strong>Aknenin Şiddetine Göre İlaç</strong></p>
<p><strong>Akne, uzun süreli tedavi gerektiren bir hastalıktır. Kullanılacak ilaçlar aknenin şiddetine göre düzenlenir. İlaçlar etkisini en erken 2-3 ay sonra göstermeye başlar, bu yüzden hastaların bu konuda sabırlı olması gerekir. Hafif şiddetteki akneler dıştan sürülen antibiyotik içeren kremlerle tedavi edilirken, orta şiddetteki akneler ise ağızdan kullanılan antibiyotikler ve hormon dengesini düzenleyici özelliği olan doğum kontrol hapları önerilir. Özellikle mens (adet) dönemlerinde aknelerinde artma tarif eden hastalarda doğum kontrol hapları en etkili tedavi seçeneğidir.</strong></p>
<p><strong>Şiddetli aknelerde ise yüksek doz A vitamini tedavisi önerilir. Bu tedavi, gebe kalma riski olan kadın hastalarda önerilmez. Dermatoloji uzmanının kontrolünde tedavi yapılmalıdır. Periyodik kan tetkikleriyle ilaç dozu düzenlenmektedir.</strong></p>
<p><strong>Akneleri Sıkmayın: Kesinlikle aknelerinizi sıkmayın! Aknelerin sıkılması, o bölgelerde leke ve iz kalmasına neden olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Makyajla Uyumayın: Mümkün olduğunca az makyaj yapın, gece yatmadan önce mutlaka temizleyin.</strong></p>
<p><strong>Hormonlarınıza Baktırın: Akne şikayetlerine ilaveten adette düzensizlik ve tüylenme artışı yakınmanız varsa, hormonal kökenli akneleriniz olabileceğini unutmayın.</strong></p>
<p><strong>Tonik Kullanın: Cildinizi akneli ciltler için uygun olan temizleyicilerle günde iki defa temizleyin. Cildi çok yağlı olanlar, temizlemenin ardından,  yağlanma baskılayıcı özelliği olan toniklerle tedaviyi devam ettirmeli.</strong></p>
<p><strong>Yediklerinize Dikkat Edin: Beslenmenize dikkat edin! Gıdalar sivilcenin tek nedeni olmasa da akneyi alevlendirici sebep olabilmektedir. Akneli hastalar yüksek glisemik indeksli gıdalardan uzak durup, düşük glisemik indeksli gıdaları tercih etmeli.</strong></p>
<p><strong>Doğru Yağı Kullanın: Omega 3, omega 6 tüketimini arttırın. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, soya yağı, denizürünleri bu açıdan yoğun gıdalardır.</strong></p>
<p><strong>Yağlı Sütten Uzak Durun: Akne üzerinde diğer etkili olan gıda çeşidi yağlı süt ürünleridir. Yağlı süt ürünleri hormon içeriklerinden dolayı akneleri alevlendirebilir.  Süt ürünlerinin yarım yağlı olanlarını tüketmeye özen gösterin.</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Gıdaları Kesin: Şüpheli gıdalarla aknelerinde artma tarif eden hastalar o gıdalardan uzak durmalı.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/ergenlik-sonrasi-sivilcelere-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektroporasyon Nedir? Elektroporasyon Yöntemi</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/elektroporasyon-nedir-elektroporasyon-yontemi.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/elektroporasyon-nedir-elektroporasyon-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 00:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroporasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kozmetoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5725</guid>
		<description><![CDATA[Elektroporasyon Nedir? Elektroporasyon Yöntemi Moleküler yenilenmede  ” Elektroporasyon ” Cilt hücrelerinin biyolojik faaliyetlerini güçlendirecek, onları yenileyerek daha genç kılacak elemanların hücre içine sokulması, hücre duvarının dirençli yapısı nedeniyle oldukça zor. Elektroporasyon, bu elemanların hücre içine sokulmasına yardımcı oluyor. Faydalı moleküller hücre içine sokuluyor Elektroporasyon sayesinde elektriksel olarak güdümlenmiş moleküller, hücre zarını aşarak hücre içerisine dahil edilebiliyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5726" title="Sinan ibiş" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/05/Sinan-ibiş.jpg" alt="Sinan ibiş" width="300" height="220" /><strong>Elektroporasyon Nedir? Elektroporasyon Yöntemi</strong></p>
<p><strong>Moleküler yenilenmede  ” Elektroporasyon ”</strong></p>
<p><strong>Cilt hücrelerinin biyolojik faaliyetlerini güçlendirecek, onları yenileyerek daha genç kılacak elemanların hücre içine sokulması, hücre duvarının dirençli yapısı nedeniyle oldukça zor. Elektroporasyon, bu elemanların hücre içine sokulmasına yardımcı oluyor.</strong></p>
<p><strong>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p></strong></p>
<p><strong>Faydalı moleküller hücre içine sokuluyor</strong></p>
<p><strong>Elektroporasyon sayesinde elektriksel olarak güdümlenmiş moleküller, hücre zarını aşarak hücre içerisine dahil edilebiliyor. Faydalı moleküller  elektroporasyon cihazında elektromanyetik dalgalarla güdümleniyor. Bu moleküller hızla cildin hücrelerini iterek kendisine geçice bir kanal oluşturuyor ve hücre içerisine dahil olduktan sonra oluşan kanal kendiliğinden kapanıyor.</strong></p>
<p><strong>Maksimum Fayda</strong></p>
<p><strong>Elektroporasyon yeni bir yöntem değil. Özellikle moleküler biyolojide olmak üzere, kanserden enfeksiyon hastalıklarına kadar tıbbın birçok alanında, birçok ülkede kullanılmasına karşın ülkemizde henüz bilinmiyor. Elektromanyetik dalgalarla oluştrulan elektroporasyon metodunda cilde hayat verecek birçok molekül, cildin derinliklerine ve tüm noktalarına eşit düzeyde gönderilebiliyor.</strong></p>
<p><strong>Kozmetolojide Çığır</strong></p>
<p><strong>Cildin gençliğini devam ettirmesi, biyolojik faaliyetlerini gençlik seviyesinde gerçekleştirmesiyle mümkün olabiliyor. Bunun için de cildin ihtiyacı olan faydalı maddelerin hücrelere dahil edilmesi ve sağlıklı bir biyoloji içinde hücre zarındaki geçirgenliğin daha iyi bir seviyeye yükseltilmesi gerekiyor. Sağlıklı ve hızlı bir yenilenmeyi gerçekleştirmenin anahtarı ise özellikle kolajen, elastin, fosfolipid, aminoasit, mineral, vitamin, antioksidan ve daha birçok hücreye gençlik konusunda fayda sağlayacak maddelerin ciltteki tüm hücrelerin içerisine sokulmasından geçiyor.</strong></p>
<p><strong>Birçok Alanda Uygulama</strong></p>
<p><strong>Elektroporasyon teknolojisi uygulamasında hekim tarafından cildin ihtiyaçları belirlendikten sonra, bu ihtiyaçları karşılayan kokteyl hazırlanıyor ve haftada 1-2 defa olmak üzere saçlı deri de dahil olmak üzere tüm cilt bölgelerine uygulanıyor. Elektroporasyon; saç dökülmesi, akne, elastikiyet ve kırışıklık problemleri, güneş ve yaşlılık problemleri, selülit, bölgesel yağlanma ile terleme problemlerinde kullanılabiliyor.</strong></p>
<p><strong>kaynak : Dr. Sinan İbiş / Formsante</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/elektroporasyon-nedir-elektroporasyon-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Dökülmesi Sorunu ve Nedenleri</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/sac-dokulmesi-sorunu-ve-nedenleri.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/sac-dokulmesi-sorunu-ve-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 00:25:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesini nasıl engelleri]]></category>
		<category><![CDATA[saç neden dökülür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5722</guid>
		<description><![CDATA[Saç Dökülmesi Sorunu ve Nedenleri Saç dökülmesi günümüzde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Herkesin saçı dökülebilir. Hatta tüm insanların her gün saçı normalde dökülür. Bu oldukça normaldir. Saçlarınız düzenli aralıklarla yenilenmelidir. Kan ve diğer vücut hücrelerinin buna ihtiyacı olduğu gibi saçımızın da bu yenilenmeye ihtiyacı vardır. Normalde bir insanda bu durum eski saçın dökülmesiyle yeni saçın ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-5723" title="saç" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/05/saç.jpg" alt="saç" width="288" height="384" /><strong>Saç Dökülmesi Sorunu ve Nedenleri</strong></p>
<p><strong>Saç dökülmesi günümüzde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Herkesin saçı dökülebilir. Hatta tüm insanların her gün saçı normalde dökülür. Bu oldukça normaldir. Saçlarınız düzenli aralıklarla yenilenmelidir. Kan ve diğer vücut hücrelerinin buna ihtiyacı olduğu gibi saçımızın da bu yenilenmeye ihtiyacı vardır. Normalde bir insanda bu durum eski saçın dökülmesiyle yeni saçın çıkması şeklinde devam etmelidir. Bu bir hayat döngüsüne benzer. Ancak bu döngünün de belli bir limiti vardır. Araştırmalara göre, günde en fazla 100 tel sac dökülüyorsa bu normal olarak algılanmalıdır.</strong></p>
<p><strong>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p></strong></p>
<p><strong>Saçların iyi bakılmaması durumlarında yada herhangi bir rahatsızlık durumlarında bu saç dökülmesi durumu çekilmez hale gelebilir. Fazla stres saç dökülmesinin en büyük nedenleri arasındadır.Stresli kişinin anlık dahi saçlarının döküldüğü gözlenmiştir.</strong></p>
<p><strong>Hormonal sebeplerden de saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Hormonal bozuklukta mutlaka bir doktor kontrolünde bu sorundan kurtulmak gerekir. Dikkate alınmazsa başka şekillerde sorunlar ortaya çıkabilir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>SAÇ DÖKÜLMESININ BAŞLICA NEDENLERINI ŞU ŞEKILDE SIRALAYABILIRIZ;</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>1-      Saçların iyi bakılmamış olması</strong></p>
<p><strong>2-      Düzenli yıkanmıyor olması</strong></p>
<p><strong>3-      Aşırı stres</strong></p>
<p><strong>4-      Hormonal bozukluklar</strong></p>
<p><strong>5-      Bağışıklık sisteminden kaynaklanan rahatsızlıklar</strong></p>
<p><strong>6-      Vücuttaki zararlı bakteriler</strong></p>
<p><strong>Aşırı saç dökülmelerini önlemek amacı ile birçok ilaç ve bitkisel ürünler satılmaktadır. Ancak sorundan kurtulmanın en iyi çözümlerinden biri kişinin bu sorundan kurtulmak için istediğinin olması gerekir. Ayrıca ilaçların birçok yan etkileri bulunduğu için doktorlar tarafından bile en son çare olarak kullanılmaktadır.  <em>Saç dökülmesi tedavisi esnasında mutlaka ilk tercihiniz doğal yollar ve içinizdeki kurtulma isteği olmalıdır.</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/sac-dokulmesi-sorunu-ve-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERKEKLER! DOĞUM KONTROLÜNDE SİZE DE GÖREV DÜŞÜYOR…  VAZEKTOMİ ERKEKLİĞE ZARAR VERİR Mİ ?</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/erkekler-dogum-kontrolunde-size-de-gorev-dusuyor-vazektomi-erkeklige-zarar-verir-mi.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/erkekler-dogum-kontrolunde-size-de-gorev-dusuyor-vazektomi-erkeklige-zarar-verir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 12:15:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi ameliyatının zararları var mıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi işlemi nasıl yapılmaktadır?]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi Ne Demektir?]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektomi yaptırdıktan hemen sonra korunuyor olur muyuz?]]></category>
		<category><![CDATA[Vazektominin Etkinliği ne kadardır?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5709</guid>
		<description><![CDATA[ERKEKLER! DOĞUM KONTROLÜNDE SİZE DE GÖREV DÜŞÜYOR…  VAZEKTOMİ ERKEKLİĞE ZARAR VERİR Mİ ? Aile planlamasında erkeklerin göz ardı ettiği etkin ve güvenilir bir yöntem: Vazektomi, vazektomi hakkında neler biliyoruz? Üroloji Uzmanı Op.Dr.Kadir Önem Vazektomi ile ilgili doğrular ,yanlışlar ve endişeleri sizler için anlatıyor.. &#160; Bilindiği üzere aile planlaması için oldukça çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemleri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/04/Kadir-önem.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5710" title="Kadir önem" src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/04/Kadir-önem.jpg" alt="Kadir önem" width="481" height="589" /></a><strong>ERKEKLER! DOĞUM KONTROLÜNDE SİZE DE GÖREV DÜŞÜYOR…  VAZEKTOMİ ERKEKLİĞE ZARAR VERİR Mİ ?</strong></p>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p>Aile planlamasında erkeklerin göz ardı ettiği etkin ve güvenilir bir yöntem: Vazektomi, vazektomi hakkında neler biliyoruz? Üroloji Uzmanı Op.Dr.Kadir Önem Vazektomi ile ilgili doğrular ,yanlışlar ve endişeleri sizler için anlatıyor..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bilindiği üzere aile planlaması için oldukça çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemleri genel olarak erkeğin korunduğu yöntemler ve kadının korunduğu yöntemler olarak ikiye ayırabiliriz. Kadınların kullandığı doğum kontrol hapları, tüplerin bağlatılması, kadın kondomu, takvim yöntemi gibi yöntemler bunlardan sadece birkaçıdır. Erkeklerin genel kullandığı yöntemlerin başında kondom kullanımı gelir. Erkeklerde bu yöntemin yanında oldukça etkili ve güvenilir , ülkemizde erkeklerin nadiren tercih ettiği vazektomi olarak tanımlanan daha anlaşılır bir dilde meni kanallarının bağlanması olarak tanımlayabileceğimiz bir yöntem daha mevcuttur. Kondom erkekler tarafından sıklıkla tercih edilen aile planlaması yöntemidir. Ülkemizde genel olarak tüplerin bağlatılması, rahim içi araç konulması gibi müdahale gerektirecek aile planlama yöntemleri kadınlar tarafından tercih edilmekte ve ya eşleri tarafından tercih ettirilmektedir. Esasen kadınlardaki kadar büyük bir girişim gerektirmeden erkeklerde yapılan vazektomi batı toplumlarında daha sıklıkla tercih edilmektedir. Örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde yılda 500.000 erkeğe vazektomi yapılmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ülkemizde nadiren yapılmasının sebepleri başında bu yöntemi bilmemek gelmektedir. Bunun yanı sıra erkeklerin vazektomi işlemi sonrasında erkeklikleri kaybedecekleri gibi yersiz ve yanlış inanışları erkekleri bu işlemden uzaklaştırmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vazektomi Ne Demektir?</p>
<p>Vazektomi erkeklerdeki her iki tarafta bulunan meni kanallarının bağlanması demektir. Bu sayede sperm üretimi devam eder fakat dışarıya çıkamadığı için korunma sağlanmış olur.</p>
<p>Vazektomi işlemi nasıl yapılmaktadır?</p>
<p>Vazektomi için testislerin içinde bulunduğu scrotuma lokal anestezi yapılır bir süre beklendikten sonra her iki taraftan 1 cm kadar kesilerek meni kanalı bulunur ve bağlanıp kesilir ve uç kısımları ısı enerjisi ile yakılır . Elbette ki bu işlem hastanın isteğine göre belden aşağı uyuşturularak ve ya genel anestezi verilerekte yapılabilir. Fakat lokal anestezi ile yapılabilecek bir müdahale için daha büyük çapta anestezileri tercih etmeyiz. Daha sonra bir dikişle ve ya kullanılan yönteme göre dikiş koymadan işlem sonlandırılır. Hasta evine gönderilir.Teknikler değişmekle birlikte üroloji uzmanının tercihine göre bazen bu kanalın yaklaşık 1 cm’lik kısmı çıkarılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vazektomi yaptırdıktan hemen sonra korunuyor olur muyuz?</p>
<p>Vazektomi sonrası 3 ay geçmeli ve sperm tahlili yaptırmalıyız. Üç ay sonra yapılan sperm tahlilinde eğer sperm görünmezse vazektomi başarılı demektir ve ek korunma yöntemleri kullanmanıza gerek kalmaz. Fakat bu 3 ay içinde sperm çakabilme ihtimali olabileceği için korunmadan ilişkiye girilmemeli. Ek yöntemler bu süre zarfında muhakkak kullanılmalıdır. Yapılan sperm tahlilinde sperm olmadığı gösterilse bile 3-4 hafta sonra sperm tahlilini tekrarlamayı hastalarımıza öneriyoruz.</p>
<p>Vazektominin Etkinliği ne kadardır?</p>
<p>Vazektomi yapıldıktan sonra sperm tahlilinde sperm olmadığını gördükten sonra doktorunuz size başka korunma yöntemlerine ihtiyaç kalmadığını belirttiğinden sonra %100 koruyucudur. Çünkü sperm çıkışı olmamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vazektomi ameliyatının zararları var mıdır?</p>
<p>Zararları kelimesine komplikasyon da diyebiliriz. Nadirende olsa kesi bölgesinde %1-2 oranında kanama, enfeksiyon, scrotuma sperm kaçağı (%10-30), çok nadiren ağrı meydana gelebilmektedir. Vazektominin prostat kanserine yol açabileceğine dair bir takım iddialar olsa da yapılan çalışmalarda vazektomi ve prostat kanserinin bir ilişkisi olmadığı gösterilmektedir. Yani prostat kanserine neden olabileceği inanışı yanlıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu riskler ve komplikasyonlar göz önünde bulundurulduğunda erkeklerdeki meni kanallarının bağlanması yani vazektomi operasyonu, kadınlardaki tüplerin bağlanması işlemine göre oldukça basit günübirlik yapılabilen ve anestezi ve komplikasyon riskleri kadınlardaki operasyona göre oldukça az bir işlemdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vazektomi yaptırırsam cinsel açıdan bir sorunla karşılaşır mıyım?</p>
<p>Hayır, vazektomi sadece fertiliteyi yani çocuk yapabilme potansiyeli ile ilgilidir. Cinsel işlevlerde bir soruna neden olmaz. Ereksiyon, ilişkiye girebilme ve boşalma aynen devam eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vazektomi ameliyatı olan bir erkek tekrar çocuğunun olmasını isterse bu mümkün müdür?</p>
<p>Elbette mümkündür. Vazektomi ameliyatı olan bir hasta tekrar fertil hale gelmek yani çocuk sahibi olabilme potansiyeline sahip olmak isteyebilir. Bu hastalarda mikrocerrahi yöntemlerle özel ameliyat mikroskobu, çok ince dikiş materyalleri kullanılarak meni kanalının kesilen uçları birbirine dikilerek uç uca getirilir. Bu sayede testiste üretilen spermlerin tekrar meni kanalından geçişleri sağlanmış olur ve hasta fertil hale gelecek yani çocuk sahibi olabilme potansiyelini elde eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu hususta bilinmesi gereken nokta kanalların birleştirilmesi ameliyatını ne kadar erken yaptırırsa hasta sperm çıkma ihtimali o kadar fazladır. Rakamlarla söylemek gerekirse vazektomi sonrası 3 yıla kadar geri dönüşüm ameliyatı yapılırsa sperm çıkma ihtimali %97, 3 yıldan 8 yıla kadar yapılırsa %88, 9 yıldan 14 yıla kadar yapılırsa %79, 15 yıldan sonra yapılırsa %71 ‘dir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/erkekler-dogum-kontrolunde-size-de-gorev-dusuyor-vazektomi-erkeklige-zarar-verir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR GÜN BEBEK SAHİBİ OLMAK İSTERSENİZ</title>
		<link>http://kadin-sitesi.com/bir-gun-bebek-sahibi-olmak-isterseniz.html</link>
		<comments>http://kadin-sitesi.com/bir-gun-bebek-sahibi-olmak-isterseniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2011 12:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Numan Bayazıt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadin-sitesi.com/?p=5658</guid>
		<description><![CDATA[BİR GÜN BEBEK SAHİBİ OLMAK İSTERSENİZ &#160; Enerjinizin büyük bir bölümünü doğum kontrolü için harcadığınız düşünülürse,bir gün üreme yolarlını tekrar açmak isteyebilirsiniz.Belki henüz bu aşamada değilsiniz;Çok sevdiğiniz işinizde uzun saatler geçirmekten mutlusunuz,bir anlık kararla arabaya atlayıp uzun seyahatlere çıkmayı seviyorsunuz veya DNA’nı onunki ile karıştıracak kadar değer verdiğiniz bir adamla henüz karşılaşmadınız.Ancak bir gün aniden ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/04/BEBEK-2....jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-5659" title="BEBEK 2..." src="http://www.kadin-sitesi.com/wp-content/uploads/2011/04/BEBEK-2...-300x182.jpg" alt="" width="300" height="182" /></a></p>
<p><strong>BİR GÜN BEBEK SAHİBİ OLMAK İSTERSENİZ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Enerjinizin büyük bir bölümünü doğum kontrolü için harcadığınız düşünülürse,bir gün üreme yolarlını tekrar açmak isteyebilirsiniz.Belki henüz bu aşamada değilsiniz;Çok sevdiğiniz işinizde uzun saatler geçirmekten mutlusunuz,bir anlık kararla arabaya atlayıp uzun seyahatlere çıkmayı seviyorsunuz veya DNA’nı onunki ile karıştıracak kadar değer verdiğiniz bir adamla henüz karşılaşmadınız.Ancak bir gün aniden bebek yapma isteğiyle dolarsanız,problemsiz bir şekilde hamile kalabilmeyi istemez misiniz ? Kadın Hastalıkları-Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Numan Bayazıt konu ile ilgili sizlere önerilerde bulundu.</strong></p>
<div class="yazireklam_metin"> <script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "ca-pub-0432776873854763";
/* kadin side */
google_ad_slot = "3325076099";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </div>
<p><strong>Doktor Kontrolleri Önemli</strong></p>
<p><strong>Doğurganlık çağındaki her kadın 6 ayda bir mutlaka jinekolojik kontrollerini yaptırmalıdır.Doğurganlığı azaltan (polikistik over sendromu,diyabet,çikolata kisti gibi) tüm sağlık sorunlarınızı kontrol ettirmelisiniz.Çünkü çocuk sahibi olmakta güçlük çeken kadınlarda en sık karşılaştığımız ve bizi zorlayan problemler yumurtalık ve rahimden geçirilmiş operasyonlardır.Ama erken tanı bu olasılıkları azaltıyor.</strong></p>
<p><strong>Kullandığınız ilaçları gözden geçirin? Değişik hastalıklar için kullanılan ilaçlar da doğurganlığı etkileyebilir. Özellikle ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla bu konuyu mutlaka görüşmelisiniz. Öte yandan özellikle eczanelerde reçetesiz satılan bazı ilaçlar da erken dönemdeki bir hamileliği olumsuz şekilde etkileyebilir. Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız ve bu nedenle korunmayı bıraktıysanız herhangi bir ilacı kullanırken çok dikkatli olmalısınız. Böyle bir durumda ilaç kullanmanız gerektiğinde jinekoloğunuzun fikrini almaktan asla çekinmeyin.</strong></p>
<p><strong>Alışveriş Listesini Değiştir</strong></p>
<p><strong>Uzmanlarca yapılan incelemeler sonucunda beslenme ile doğurganlık arasında çarpıcı bağlantıların olduğu anlaşılmıştır.Bebek dostu bir diyetin dört temel kuralı şunlardır;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>1-İşlenmiş yiyecekler (beyaz ekmek ve pirinç gibi) yerine daha yavaş sindirilen karbonhidratlar (sebze ve tam tahıllar gibi) seçmelisiniz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2-Trans (hidrojene)yağlardan uzak durmalısınız.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3-Doymuş yağlar yerine doymamış yağları tercih etmelisiniz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>4-Proteini hayvansal ürünler yerine çoğunlukla bitkisel besinlerden almalısınız.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bu tarz glisemik indeksi düşük besinlerden oluşan bir diyetin kan şekerini dengede tutarak hem diyabeti önlediğini hem de kalp damar sağlığını güçlendirdiği uzun zamandır biliniyor.Bununla beraber doğurganlık üzerinde de etkisi büyüktür.Basit karbonhidratlar gibi kan şekerini aniden yükselten yiyecekler yediğinizde,bedeniniz daha fazla insülin üretir ve bu vücudunuzda daha fazla testosteronun dolaşıma girmesi demektir.Zamanla yumurtlama fonksiyonları da bundan etkilenmeye başlar.Farklı tipte yağ ve proteinler,kandaki glikoz ve insülin değerini etkiler.Bu yüzden bir an önce bol bol meyve ve sebze yeme alışkanlığı kazanma da fayda var.Ayrıca sepeti kırmızı et yerine mümkün olduğunca balık,fındık,yumurta ve fasulye ile doldurmalısınız.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sağlıklı Kiloda Kal</strong></p>
<p><strong>Konu hamile kalmak olduğunda beden kitle endeksiniz 20 ile 24 arasında olmalıdır. Araştırmacılarca,kısırlık vakalarının yüzde 12’sinin kilo probleminden kaynaklandığı tahmin ediliyor;fazla kilolu olan ve normalden zayıf olan kadınlar bu açıdan eşit durumdadır.Fazla kilolu olursan regl düzensizliği ve yumurtlama bozukluğu yaşayabilirsiniz.(Ancak kilonun beş ya da 10’unu vermek,bu sorunların düzelmesine yardımcı olabilir) Normalden düşük kiloda olduğun takdirde ise hiç yumurtlamayabilirsin çünkü yumurtalıklarının çalışmasını sağlayan vücudundaki yağdır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Stresi Azalt</strong></p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak isteyen bir çiftin duymak istemediği bir şey varsa,o da ‘‘Zorlamayın,biraz rahatlayın’’cümlesidir.Fakat stres,bedenine yumurtlama işaretini veren beyin sinyallerini karıştırarak yumurtlamayı engelleyebiliyor.Eğer stresinizi azaltabilirseniz,kendinizi rahat hissettiğiniz aylarda daha rahat bebek sahibi olabilirsiniz.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Doğum Kontrolü Önemli</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aslında doğurganlığı korumanın yolu iyi bir doğum kontrolünden de geçiyor. Hazırlıksız yakalanılan gebeliklerin kürtajı ileride telafisi olmayan güçlüklere neden olabiliyor. Prezervatif veya diyafram gibi bariyer metotları basittir;hamile kalmaya hazır olduğunuzda sadece bunları kullanmayı bırakmanız yeter.Eğer spiral kullanıyorsan çıkarıldığı anda doğurganlığınız normale döner. Doğum kontrol hapı içinde aynı şey geçerli.Hapı bıraktıktan sonra düzensiz regl döngüsü yaşayabilirsin ama son paketi bitirdikten sonra iki hafta içinde yumurtlama başlar.Bir de doğum kontrol hapları kullanan bazı kadınlar bunların ileride kısırlık yapacağını düşünüyorlar. Aslında tam tersine bu haplar yumurtalık kistlerini azaltarak faydalı bile olurlar. Kist oluşumunun azalması demek yumurtalık operasyonlarının da azalması demektir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bebek Sahibi Olmaya Karar Verdiyseniz</strong></p>
<p><strong>Her gün ilişkiye girmek gebelik olasılığını arttırmaz. Spermin ortalama 72 saat, yumurtanın ise 24-48 saat döllenme kabiliyeti devam eder. Uygun zamanda 2 gün ara ile girilecek ilişki gebelik olasılığını arttırır. Normal bir çiftin gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günler yumurtlamadan önceki birkaç gündür. Yumurtlama günü sadece adetler düzenli ise tahmin edilebilir. Bir sonraki adetin başlayacağı günden 14 gün önce yumurtlama olur. Buna dikkat ederek ilişkiye girildiğinde gebe kalma olasılığı (35 yaşından önce) %25’tir. Yani her ay, 4 sağlıklı çiftten ancak biri gebe kalabilir. 3 ay içinde normal yarısı, 6 ay içinde %70’i gebelik elde edebilir. Özellikle hamile kalmak isteyen bayanların ovülasyon günlerini daha kolay tespit etmelerini sağlayacak bir yol daha var. Hamilelik şansını artıran yumurtlama dönemlerinin tespitinde Tükürükten Ovulasyon Testi’ni kullanabilirler. Amerika’dan gelen Avrupa Normlarına uygunluk belgelerine sahip olan test, T.C. Sağlık Bakanlığı onaylıdır.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadin-sitesi.com/bir-gun-bebek-sahibi-olmak-isterseniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

